< Luka 1 >
1 Birçok kişi aramızda geçen olaylar hakkındaki bilgileri bir araya getirmeye çalışmıştı.
ปฺรถมโต เย สากฺษิโณ วากฺยปฺรจารกาศฺจาสนฺ เต'สฺมากํ มเธฺย ยทฺยตฺ สปฺรมาณํ วากฺยมรฺปยนฺติ สฺม
2 Bu olayları başlangıçtan beri gözleriyle görenler ve Allahʼın sözüne hizmet edenler bize anlattılar.
ตทนุสารโต'เนฺยปิ พหวสฺตทฺวฺฤตฺตานฺตํ รจยิตุํ ปฺรวฺฤตฺตา: ฯ
3 Ben de her şeyi en baştan dikkatle araştıran biriyim. Buna göre, ey saygıdeğer Teofilos, bunları sana düzenli bir şekilde yazmayı uygun gördüm.
อเตอว เห มหามหิมถิยผิลฺ ตฺวํ ยา ยา: กถา อศิกฺษฺยถาสฺตาสำ ทฺฤฒปฺรมาณานิ ยถา ปฺราปฺโนษิ
4 Öyle ki, bilgi aldığın konuların doğruluğunu kesinlikle bilesin.
ตทรฺถํ ปฺรถมมารภฺย ตานิ สรฺวฺวาณิ ชฺญาตฺวาหมปิ อนุกฺรมาตฺ สรฺวฺววฺฤตฺตานฺตานฺ ตุภฺยํ เลขิตุํ มติมการฺษมฺฯ
5 Yahudiye kralı Hirodesʼin günlerinde Zekeriya adında bir rahip vardı. Rahiplerin Aviya denilen hizmet grubuna bağlıydı. Onun bir de Harun soyundan karısı vardı. Adı Elizabetʼti.
ยิหูทาเทศียเหโรทฺนามเก ราชตฺวํ กุรฺวฺวติ อพียยาชกสฺย ปรฺยฺยายาธิการี สิขริยนามก เอโก ยาชโก หาโรณวํโศทฺภวา อิลีเศวาขฺยา
6 İkisi de Allahʼın gözünde iyi insanlardı. Rabbin bütün buyruklarını ve kurallarını kusursuzca yerine getirirlerdi.
ตสฺย ชายา ทฺวาวิเมา นิรฺโทเษา ปฺรโภ: สรฺวฺวาชฺญา วฺยวสฺถาศฺจ สํมนฺย อีศฺวรทฺฤษฺเฏา ธารฺมฺมิกาวาสฺตามฺฯ
7 Ama çocukları yoktu. Çünkü ikisi de çok yaşlıydı ve Elizabet kısırdı.
ตโย: สนฺตาน เอโกปิ นาสีตฺ, ยต อิลีเศวา พนฺธฺยา เตา ทฺวาเวว วฺฤทฺธาวภวตามฺฯ
8 Bir gün hizmet sırası Zekeriyaʼnın grubuna gelmişti. Zekeriya da Allahʼa rahip olarak hizmet ediyordu.
ยทา สฺวปรฺยฺยานุกฺรเมณ สิขริย อีศฺวาสฺย สมกฺษํ ยาชกียํ กรฺมฺม กโรติ
9 Rabbin tapınağına girip hoş kokulu tütsü yakmak için seçilmişti. Rahiplerin adetine göre bu ibadet görevini yapacak rahip kura çekilerek seçilirdi.
ตทา ยชฺญสฺย ทินปริปายฺยา ปรเมศฺวรสฺย มนฺทิเร ปฺรเวศกาเล ธูปชฺวาลนํ กรฺมฺม ตสฺย กรณียมาสีตฺฯ
10 Tütsü yakma zamanı geldiğinde büyük bir kalabalık dışarda toplanmış dua ediyordu.
ตทฺธูปชฺวาลนกาเล โลกนิวเห ปฺรารฺถนำ กรฺตุํ พหิสฺติษฺฐติ
11 O sırada Rabbin bir meleği tütsü masasının sağında durup Zekeriyaʼya göründü.
สติ สิขริโย ยสฺยำ เวทฺยำ ธูปํ ชฺวาลยติ ตทฺทกฺษิณปารฺเศฺว ปรเมศฺวรสฺย ทูต เอก อุปสฺถิโต ทรฺศนํ ทเทาฯ
12 Meleği görünce Zekeriya ürktü, korkuya kapıldı.
ตํ ทฺฤษฺฏฺวา สิขริย อุทฺวิวิเช ศศงฺเก จฯ
13 Ama melek ona şöyle dedi: “Korkma Zekeriya! Çünkü duan kabul edildi. Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak. Adını Yahya koyacaksın.
ตทา ส ทูตสฺตํ พภาเษ เห สิขริย มา ไภสฺตว ปฺรารฺถนา คฺราหฺยา ชาตา ตว ภารฺยฺยา อิลีเศวา ปุตฺรํ ปฺรโสษฺยเต ตสฺย นาม โยหนฺ อิติ กริษฺยสิฯ
14 Sevinip coşacaksın. Birçok kişi de onun doğuşuna sevinecek.
กิญฺจ ตฺวํ สานนฺท: สหรฺษศฺจ ภวิษฺยสิ ตสฺย ชนฺมนิ พหว อานนฺทิษฺยนฺติ จฯ
15 Çünkü o, Rabbin gözünde büyük adam olacak. Hiç şarap ya da başka alkollü içki içmeyecek. Daha annesinin karnındayken Kutsal Ruhʼla dolu olacak.
ยโต เหโต: ส ปรเมศฺวรสฺย โคจเร มหานฺ ภวิษฺยติ ตถา ทฺรากฺษารสํ สุรำ วา กิมปิ น ปาสฺยติ, อปรํ ชนฺมารภฺย ปวิเตฺรณาตฺมนา ปริปูรฺณ:
16 İsrailoğullarından birçoğunu Allahları olan Rabbe geri döndürecek.
สนฺ อิสฺราเยลฺวํศียานฺ อเนกานฺ ปฺรโภ: ปรเมศฺวรสฺย มารฺคมาเนษฺยติฯ
17 İlyasʼın ruhu ve gücüyle Rabbin önünden gidecek. Babaların yüreklerini yeniden çocuklarına döndürecek. İtaatsizleri de doğru kişilerin anlayışına çevirecek. Böylece Rabbe hazırlanmış bir halk yetiştirecek.”
สนฺตานานฺ ปฺรติ ปิตฺฤณำ มนำสิ ธรฺมฺมชฺญานํ ปฺรตฺยนาชฺญาคฺราหิณศฺจ ปราวรฺตฺตยิตุํ, ปฺรโภ: ปรเมศฺวรสฺย เสวารฺถมฺ เอกำ สชฺชิตชาตึ วิธาตุญฺจ ส เอลิยรูปาตฺมศกฺติปฺราปฺตสฺตสฺยาเคฺร คมิษฺยติฯ
18 Zekeriya da meleğe şöyle dedi: “Peki, bundan nasıl emin olabilirim? Çünkü ben yaşlı bir adamım, karım da çok yaşlı.”
ตทา สิขริโย ทูตมวาทีตฺ กถเมตทฺ เวตฺสฺยามิ? ยโตหํ วฺฤทฺโธ มม ภารฺยฺยา จ วฺฤทฺธาฯ
19 Melek ona şöyle cevap verdi: “Ben Cebrailʼim. Allahʼın huzurunda hizmet ederim. Seninle konuşmaya ve sana bu müjdeyi vermeye gönderildim.
ตโต ทูต: ปฺรตฺยุวาจ ปเศฺยศฺวรสฺย สากฺษาทฺวรฺตฺตี ชิพฺราเยลฺนามา ทูโตหํ ตฺวยา สห กถำ คทิตุํ ตุภฺยมิมำ ศุภวารฺตฺตำ ทาตุญฺจ เปฺรษิต: ฯ
20 Zamanında gerçekleşecek sözlerime inanmadığın için dilin tutulacak. Bu şeylerin yerine geleceği güne kadar konuşamayacaksın.”
กินฺตุ มทียํ วากฺยํ กาเล ผลิษฺยติ ตตฺ ตฺวยา น ปฺรตีตมฺ อต: การณาทฺ ยาวเทว ตานิ น เสตฺสฺยนฺติ ตาวตฺ ตฺวํ วกฺตุํมศกฺโต มูโก ภวฯ
21 Zekeriyaʼyı bekleyen halk, tapınakta neden geciktiğini merak etti.
ตทานีํ เย เย โลกา: สิขริยมไปกฺษนฺต เต มเธฺยมนฺทิรํ ตสฺย พหุวิลมฺพาทฺ อาศฺจรฺยฺยํ เมนิเรฯ
22 Zekeriya dışarı çıktığı zaman, onlarla konuşamadı. Tapınakta olağanüstü bir görüntü gördüğünü anladılar. Eliyle işaretler yapan Zekeriya hâlâ konuşamıyordu.
ส พหิราคโต ยทา กิมปิ วากฺยํ วกฺตุมศกฺต: สงฺเกตํ กฺฤตฺวา นิ: ศพฺทสฺตเสฺยา ตทา มเธฺยมนฺทิรํ กสฺยจิทฺ ทรฺศนํ เตน ปฺราปฺตมฺ อิติ สรฺเวฺว พุพุธิเรฯ
23 Tapınaktaki hizmet günleri bitince, Zekeriya kendi evine döndü.
อนนฺตรํ ตสฺย เสวนปรฺยฺยาเย สมฺปูรฺเณ สติ ส นิชเคหํ ชคามฯ
24 Bir süre sonra karısı Elizabet hamile kaldı ve beş ay evine kapandı.
กติปยทิเนษุ คเตษุ ตสฺย ภารฺยฺยา อิลีเศวา ครฺพฺภวตี พภูว
25 “Rab bunu benim için yaptı!” dedi. “Bu günlerde benimle ilgilendi, halkın gözünde utancımı ortadan kaldırdı.”
ปศฺจาตฺ สา ปญฺจมาสานฺ สํโคปฺยากถยตฺ โลกานำ สมกฺษํ มมาปมานํ ขณฺฑยิตุํ ปรเมศฺวโร มยิ ทฺฤษฺฏึ ปาตยิตฺวา กรฺมฺเมทฺฤศํ กฺฤตวานฺฯ
26 Elizabetʼin hamileliğinin altıncı ayında melek Cebrail Allah tarafından Celileʼdeki Nasıra kasabasına gönderildi.
อปรญฺจ ตสฺยา ครฺพฺภสฺย ษษฺเฐ มาเส ชาเต คาลีลฺปฺรเทศียนาสรตฺปุเร
27 Orada Meryem adında bakire bir kız vardı. O da Davudʼun soyundan olan Yusuf adında bir adamla nişanlıydı.
ทายูโท วํศียาย ยูษผฺนามฺเน ปุรุษาย ยา มริยมฺนามกุมารี วาคฺทตฺตาสีตฺ ตสฺยา: สมีปํ ชิพฺราเยลฺ ทูต อีศฺวเรณ ปฺรหิต: ฯ
28 Melek içeri girip Meryemʼe şöyle dedi: “Selam, ey Allahʼın lütfuna kavuşan kız! Rab seninle.”
ส คตฺวา ชคาท เห อีศฺวรานุคฺฤหีตกเนฺย ตว ศุภํ ภูยาตฺ ปฺรภุ: ปรเมศฺวรสฺตว สหาโยสฺติ นารีณำ มเธฺย ตฺวเมว ธนฺยาฯ
29 Ama Meryem bu söze şaşırdı. Bu selamın ne anlama geldiğini düşünüp durdu.
ตทานีํ สา ตํ ทฺฤษฺฏฺวา ตสฺย วากฺยต อุทฺวิชฺย กีทฺฤศํ ภาษณมิทมฺ อิติ มนสา จินฺตยามาสฯ
30 Melek ona “Korkma Meryem” dedi. “Çünkü Allahʼın lütfuna kavuştun.
ตโต ทูโต'วทตฺ เห มริยมฺ ภยํ มาการฺษี:, ตฺวยิ ปรเมศฺวรสฺยานุคฺรโหสฺติฯ
31 Hamile kalıp bir oğul dünyaya getireceksin. Adını İsa koyacaksın.
ปศฺย ตฺวํ ครฺพฺภํ ธฺฤตฺวา ปุตฺรํ ปฺรโสษฺยเส ตสฺย นาม ยีศุริติ กริษฺยสิฯ
32 O büyük olacak. Oʼna ‘Yüce Allahʼın Oğlu’ denecek. Rab Allah Oʼna atası kral Davudʼun tahtını verecek.
ส มหานฺ ภวิษฺยติ ตถา สรฺเวฺวภฺย: เศฺรษฺฐสฺย ปุตฺร อิติ ขฺยาสฺยติ; อปรํ ปฺรภุ: ปรเมศฺวรสฺตสฺย ปิตุรฺทายูท: สึหาสนํ ตไสฺม ทาสฺยติ;
33 O Yakub soyu üzerinde sonsuza kadar hüküm sürecek ve Krallığıʼnın sonu hiç gelmeyecek.” (aiōn )
ตถา ส ยากูโพ วํโศปริ สรฺวฺวทา ราชตฺวํ กริษฺยติ, ตสฺย ราชตฺวสฺยานฺโต น ภวิษฺยติฯ (aiōn )
34 Meryem meleğe şöyle dedi: “Bu nasıl olur? Hiçbir erkekle ilişkim olmadı.”
ตทา มริยมฺ ตํ ทูตํ พภาเษ นาหํ ปุรุษสงฺคํ กโรมิ ตรฺหิ กถเมตตฺ สมฺภวิษฺยติ?
35 Melek ona şöyle cevap verdi: “Kutsal Ruh senin üzerine gelecek. Yüce Allahʼın gücü, senin üzerine gölge yapacak. Bunun için doğacak kutsal çocuğa ‘Allahʼın Oğlu’ denecek.
ตโต ทูโต'กถยตฺ ปวิตฺร อาตฺมา ตฺวามาศฺรายิษฺยติ ตถา สรฺวฺวเศฺรษฺฐสฺย ศกฺติสฺตโวปริ ฉายำ กริษฺยติ ตโต เหโตสฺตว ครฺพฺภาทฺ ย: ปวิตฺรพาลโก ชนิษฺยเต ส อีศฺวรปุตฺร อิติ ขฺยาตึ ปฺราปฺสฺยติฯ
36 Bak, senin akrabalarından Elizabet bile çok yaşlı olduğu halde hamile kaldı ve bir oğlu olacak. Kısır dedikleri bu kadın şimdi altıncı ayındadır.
อปรญฺจ ปศฺย ตว ชฺญาติริลีเศวา ยำ สรฺเวฺว พนฺธฺยามวทนฺ อิทานีํ สา วารฺทฺธเกฺย สนฺตานเมกํ ครฺพฺเภ'ธารยตฺ ตสฺย ษษฺฐมาโสภูตฺฯ
37 Çünkü Allah için imkansız bir şey yoktur.”
กิมปิ กรฺมฺม นาสาธฺยมฺ อีศฺวรสฺยฯ
38 Meryem de şöyle dedi: “Ben Rabbin hizmetkârıyım. Bana söylediğin gibi olsun.” Melek de onun yanından ayrıldı.
ตทา มริยมฺ ชคาท, ปศฺย ปฺรเภรหํ ทาสี มหฺยํ ตว วากฺยานุสาเรณ สรฺวฺวเมตทฺ ฆฏตามฺ; อนนตรํ ทูตสฺตสฺยา: สมีปาตฺ ปฺรตเสฺถฯ
39 O günlerde Meryem aceleyle hazırlanıp Yahuda dağlık bölgesinde bulunan bir kasabaya gitti.
อถ กติปยทินาตฺ ปรํ มริยมฺ ตสฺมาตฺ ปรฺวฺวตมยปฺรเทศียยิหูทายา นครเมกํ ศีฆฺรํ คตฺวา
40 Zekeriyaʼnın evine girip Elizabetʼe selam verdi.
สิขริยยาชกสฺย คฺฤหํ ปฺรวิศฺย ตสฺย ชายามฺ อิลีเศวำ สมฺโพธฺยาวทตฺฯ
41 Elizabet Meryemʼin selamını işitince, onun karnındaki bebek hopladı. Elizabet de Kutsal Ruhʼla doldu.
ตโต มริยม: สมฺโพธนวาเกฺย อิลีเศวายา: กรฺณโย: ปฺรวิษฺฏมาเตฺร สติ ตสฺยา ครฺพฺภสฺถพาลโก นนรฺตฺตฯ ตต อิลีเศวา ปวิเตฺรณาตฺมนา ปริปูรฺณา สตี
42 Yüksek sesle şöyle dedi: “Sen kadınlar arasında kutsanmış olansın, karnındaki bebek de kutsanmıştır.
โปฺรจฺไจรฺคทิตุมาเรเภ, โยษิตำ มเธฺย ตฺวเมว ธนฺยา, ตว ครฺพฺภสฺถ: ศิศุศฺจ ธนฺย: ฯ
43 Bu nasıl oldu da, Efendimʼin annesi bana kadar geldi?
ตฺวํ ปฺรโภรฺมาตา, มม นิเวศเน ตฺวยา จรณาวรฺปิเตา, มมาทฺย เสาภาคฺยเมตตฺฯ
44 Çünkü selamını işittiğim an bebek karnımda sevinçle hopladı.
ปศฺย ตว วาเกฺย มม กรฺณโย: ปฺรวิษฺฏมาเตฺร สติ มโมทรสฺถ: ศิศุรานนฺทานฺ นนรฺตฺตฯ
45 Ne mutlu o kadına ki, Rabbin ona söylediği şeylerin gerçekleşeceğine inandı!”
ยา สฺตฺรี วฺยศฺวสีตฺ สา ธนฺยา, ยโต เหโตสฺตำ ปฺรติ ปรเมศฺวโรกฺตํ วากฺยํ สรฺวฺวํ สิทฺธํ ภวิษฺยติฯ
46 Meryem de şöyle dedi: “Rabbi candan yüceltirim.
ตทานีํ มริยมฺ ชคาทฯ ธนฺยวาทํ ปเรศสฺย กโรติ มามกํ มน: ฯ
47 Allah beni kurtardığı için ruhum coştu.
มมาตฺมา ตารเกเศ จ สมุลฺลาสํ ปฺรคจฺฉติฯ
48 Çünkü O, benim gibi sıradan bir hizmetkârına ilgi gösterdi. Bundan böyle bütün kuşaklar beni mutlu sayacak.
อกโรตฺ ส ปฺรภุ รฺทุษฺฏึ สฺวทาสฺยา ทุรฺคตึ ปฺรติฯ ปศฺยาทฺยารภฺย มำ ธนฺยำ วกฺษฺยนฺติ ปุรุษา: สทาฯ
49 Çünkü kudretli Allah benim için büyük işler yaptı. Kutsaldır Oʼnun adı.
ย: สรฺวฺวศกฺติมานฺ ยสฺย นามาปิ จ ปวิตฺรกํฯ ส เอว สุมหตฺกรฺมฺม กฺฤตวานฺ มนฺนิมิตฺตกํฯ
50 Kuşaktan kuşağa kendisinden korkanlara merhamet eder.
เย พิภฺยติ ชนาสฺตสฺมาตฺ เตษำ สนฺตานปํกฺติษุฯ อนุกมฺปา ตทียา จ สรฺวฺวไทว สุติษฺฐติฯ
51 O, kendi koluyla gücünü gösterdi. Gururlu insanları yüreklerindeki fikirleriyle darmadağın etti.
สฺวพาหุพลตเสฺตน ปฺรากาศฺยต ปรากฺรม: ฯ มน: กุมนฺตฺรณาสารฺทฺธํ วิกีรฺยฺยนฺเต'ภิมานิน: ฯ
52 Güçlü liderleri tahtlarından aşağı attı ve sıradan insanları yükseltti.
สึหาสนคตาโลฺลกานฺ พลินศฺจาวโรหฺย ส: ฯ ปเทษูจฺเจษุ โลกำสฺตุ กฺษุทฺรานฺ สํสฺถาปยตฺยปิฯ
53 Aç olanları iyiliklerle doyurdu, zenginleri ise boş ellerle geri çevirdi.
กฺษุธิตานฺ มานวานฺ ทฺรไวฺยรุตฺตไม: ปริตรฺปฺย ส: ฯ สกลานฺ ธนิโน โลกานฺ วิสฺฤเชทฺ ริกฺตหสฺตกานฺฯ
54 Kendi merhametini anıp hizmetkârı olan İsrail halkına yardım etti.
อิพฺราหีมิ จ ตทฺวํเศ ยา ทยาสฺติ สไทว ตำฯ สฺมฺฤตฺวา ปุรา ปิตฺฤณำ โน ยถา สากฺษาตฺ ปฺรติศฺรุตํฯ (aiōn )
55 Atalarımıza söz verdiği gibi, İbrahimʼe ve soyuna sonsuza kadar merhamet edecek.” (aiōn )
อิสฺราเยลฺเสวกเสฺตน ตโถปกฺริยเต สฺวยํ๚
56 Meryem üç ay kadar Elizabetʼin yanında kaldı. Sonra evine döndü.
อนนฺตรํ มริยมฺ ปฺราเยณ มาสตฺรยมฺ อิลีเศวยา สโหษิตฺวา วฺยาฆุยฺย นิชนิเวศนํ ยเยาฯ
57 Elizabetʼin doğurma vakti gelince, bir oğul dünyaya getirdi.
ตทนนฺตรมฺ อิลีเศวายา: ปฺรสวกาล อุปสฺถิเต สติ สา ปุตฺรํ ปฺราโสษฺฏฯ
58 Elizabetʼin komşuları ve akrabaları Rabbin ona ne kadar büyük merhamet gösterdiğini duydular. Onunla beraber sevindiler.
ตต: ปรเมศฺวรสฺตสฺยำ มหานุคฺรหํ กฺฤตวานฺ เอตตฺ ศฺรุตฺวา สมีปวาสิน: กุฏุมฺพาศฺจาคตฺย ตยา สห มุมุทิเรฯ
59 Bebek sekiz günlükken sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyaʼnın adını vereceklerdi.
ตถาษฺฏเม ทิเน เต พาลกสฺย ตฺวจํ เฉตฺตุมฺ เอตฺย ตสฺย ปิตฺฤนามานุรูปํ ตนฺนาม สิขริย อิติ กรฺตฺตุมีษุ: ฯ
60 Fakat Annesi söz alıp, “Hayır, olamaz!” dedi. “Adı Yahya olacak.”
กินฺตุ ตสฺย มาตากถยตฺ ตนฺน, นามาสฺย โยหนฺ อิติ กรฺตฺตวฺยมฺฯ
61 Ona şöyle dediler: “Senin akrabalarının arasında bu adı taşıyan kimse yok.”
ตทา เต วฺยาหรนฺ ตว วํศมเธฺย นาเมทฺฤศํ กสฺยาปิ นาสฺติฯ
62 Çocuğun babasına el işaretleriyle, adını ne koymak istediğini sordular.
ตต: ปรํ ตสฺย ปิตรํ สิขริยํ ปฺรติ สงฺเกตฺย ปปฺรจฺฉุ: ศิโศ: กึ นาม การิษฺยเต?
63 O da bir yazı tahtası istedi. Üzerinde şöyle yazdı: “Adı Yahya.” Herkes de şaşırıp kaldı.
ตต: ส ผลกเมกํ ยาจิตฺวา ลิเลข ตสฺย นาม โยหนฺ ภวิษฺยติฯ ตสฺมาตฺ สรฺเวฺว อาศฺจรฺยฺยํ เมนิเรฯ
64 O anda Zekeriyaʼnın ağzı açıldı ve dili çözüldü. Allahʼı överek konuşmaya başladı.
ตตฺกฺษณํ สิขริยสฺย ชิหฺวาชาเฑฺย'ปคเต ส มุขํ วฺยาทาย สฺปษฺฏวรฺณมุจฺจารฺยฺย อีศฺวรสฺย คุณานุวาทํ จการฯ
65 Komşuların hepsi korkuya kapıldı. Yahudiyeʼnin dağlık bölgesinin her tarafında bu olaylar konuşuluyordu.
ตสฺมาจฺจตุรฺทิกฺสฺถา: สมีปวาสิโลกา ภีตา เอวเมตา: สรฺวฺวา: กถา ยิหูทายา: ปรฺวฺวตมยปฺรเทศสฺย สรฺวฺวตฺร ปฺรจาริตา: ฯ
66 Bunu işiten herkes olup bitenleri yüreklerinde sakladı. “Acaba bu çocuk nasıl biri olacak?” dediler. Çünkü Rabbin eli çocuğun üzerindeydi.
ตสฺมาตฺ โศฺรตาโร มน: สุ สฺถาปยิตฺวา กถยามฺพภูวุ: กีทฺฤโศยํ พาโล ภวิษฺยติ? อถ ปรเมศฺวรสฺตสฺย สหาโยภูตฺฯ
67 Yahyaʼnın babası Zekeriya Kutsal Ruhʼla dolup şöyle peygamberlik etti:
ตทา โยหน: ปิตา สิขริย: ปวิเตฺรณาตฺมนา ปริปูรฺณ: สนฺ เอตาทฺฤศํ ภวิษฺยทฺวากฺยํ กถยามาสฯ
68 “İsrailoğullarının Allahʼı Rabbe övgüler olsun. Çünkü kendi halkının yardımına geldi, onları esirlikten kurtardı.
อิสฺราเยล: ปฺรภุ รฺยสฺตุ ส ธนฺย: ปรเมศฺวร: ฯ อนุคฺฤหฺย นิชาโลฺลกานฺ ส เอว ปริโมจเยตฺฯ
69 Hizmetkârı Davudʼun soyundan bizim için güçlü bir Kurtarıcı ortaya çıkardı.
วิปกฺษชนหเสฺตโภฺย ยถา โมจฺยามเห วยํฯ ยาวชฺชีวญฺจ ธรฺมฺเมณ สารเลฺยน จ นิรฺภยา: ฯ
70 Bunu yapacağını uzun zaman önce kutsal peygamberlerinin ağzından bildirdi. (aiōn )
เสวามไห ตเมไวกมฺ เอตตฺการณเมว จฯ สฺวกียํ สุปวิตฺรญฺจ สํสฺมฺฤตฺย นิยมํ สทาฯ
71 Allah, bizi düşmanlarımızdan koruyacağına, bizden nefret edenlerin elinden kurtaracağına söz verdi.
กฺฤปยา ปุรุษานฺ ปูรฺวฺวานฺ นิกษารฺถาตฺตุ น: ปิตุ: ฯ อิพฺราหีม: สมีเป ยํ ศปถํ กฺฤตวานฺ ปุราฯ
72 Böylece Allah atalarımıza merhamet gösterdi, ve kutsal antlaşmasını anmış oldu.
ตเมว สผลํ กรฺตฺตํ ตถา ศตฺรุคณสฺย จฯ ฤตียาการิณศฺไจว กเรโภฺย รกฺษณาย น: ฯ
73 Bu antlaşma atamız İbrahimʼe yemin ederek verdiği sözdür.
สฺฤษฺเฏ: ปฺรถมต: สฺวีไย: ปวิไตฺร รฺภาวิวาทิภิ: ฯ (aiōn )
74 Bu söze göre Allah, bizi düşmanlarımızın elinden kurtaracak. Bu sayede hayatımız boyunca pak ve doğru kişiler olarak, korkusuzca Oʼna hizmet edebileceğiz.
ยโถกฺตวานฺ ตถา สฺวสฺย ทายูท: เสวกสฺย ตุฯ
วํเศ ตฺราตารเมกํ ส สมุตฺปาทิตวานฺ สฺวยมฺฯ
76 Sen de, ey çocuk, Yüce Allahʼın peygamberi olarak tanınacaksın. Çünkü Rabbin yolunu hazırlamak için Oʼnun önünden gideceksin.
อโต เห พาลก ตฺวนฺตุ สรฺเวฺวภฺย: เศฺรษฺฐ เอว ย: ฯ ตไสฺยว ภาวิวาทีติ ปฺรวิขฺยาโต ภวิษฺยสิฯ อสฺมากํ จรณานฺ เกฺษเม มารฺเค จาลยิตุํ สทาฯ เอวํ ธฺวานฺเต'รฺถโต มฺฤโตฺยศฺฉายายำ เย ตุ มานวา: ฯ
77 Oʼnun halkına günahlarının bağışlanmasıyla kurtulacaklarını bildireceksin.
อุปวิษฺฏาสฺตุ ตาเนว ปฺรกาศยิตุเมว หิฯ กฺฤตฺวา มหานุกมฺปำ หิ ยาเมว ปรเมศฺวร: ฯ
78 Çünkü Allahımızʼın yüreği merhametle doludur. Bu sayede Mesih yücelerden doğan Güneş olarak yardımımıza gelecek.
อูรฺทฺวฺวาตฺ สูรฺยฺยมุทาไยฺยวาสฺมภฺยํ ปฺราทาตฺตุ ทรฺศนํฯ ตยานุกมฺปยา สฺวสฺย โลกานำ ปาปโมจเนฯ
79 Karanlıkta ve ölüm gölgesinde oturanların üzerine parlayacak, ayaklarımızı esenlik yoluna yöneltecek.”
ปริตฺราณสฺย เตโภฺย หิ ชฺญานวิศฺราณนาย จฯ ปฺรโภ รฺมารฺคํ ปริษฺกรฺตฺตุํ ตสฺยาคฺรายี ภวิษฺยสิ๚
80 Çocuk büyüyor, ruhça güçleniyordu. İsrail halkının önüne çıkacaktı; ama o gün gelinceye kadar ıssız yerlerde yaşadı.
อถ พาลก: ศรีเรณ พุทฺธฺยา จ วรฺทฺธิตุมาเรเภ; อปรญฺจ ส อิสฺราเยโล วํศียโลกานำ สมีเป ยาวนฺน ปฺรกฏีภูตสฺตาสฺตาวตฺ ปฺรานฺตเร นฺยวสตฺฯ